Mahmut ERDEMİR

"Bugün Günlerden Yarın…!"

Bürokraside, iş dünyasında, politikada, okulda,  insan ilişkilerinde kısaca hayatın her alanında en iyi ve en güçlü nasıl olunur? Engelleri aşmak için neler yapabiliriz?

Bu soruların cevabını bulmak için bir çok kişi ve kurum kişisel gelişim uzmanlarından, psikologlardan, yaşam koçlarından özel dersler alıyorlar.

Öyle ya; neden sen de başarılı, mutlu, geleceğinden emin ve rakiplerinden önde  olmayasın ki?

Şu bir gerçek ki; her insanın içinde keşfedilmemiş bir yetenekler hazinesi vardır. Bundan bütünüyle yararlanabilen insanların sayısı ne yazık ki çok azdır. Bunun sebebi ya bu hazinenin farkına varamayışımız, ya da onu geliştirmek için gerekli bilgiye sahip olamayışımızdır.

Son yıllarda kamuoyunun gündemine gelen, yetenekleri ile toplumda “fark yaratan”  isimlerden ilk aklıma gelenleri paylaşayım sizinle.

İstiklal Marşı'nın tamamını ezbere okuyan 4 yaşındaki Melisa Topal bir anda Türkiye’nin gündemine geldi. Televizyonların anahaber bültenlerine konu oldu.

Prof. Dr. Ömer Özkan Türkiye'nin ilk yüz naklini gerçekleştirdi; bu alanda tarihe geçti.

6 yaşında Bingöl’de çobanlık yapan İsmet Özdek , 32 yaşında Avusturya'nın imparatorluk yıllarından miras kalan yılın en önemli sosyal etkinliği Viyana Opera Balosu'nun baş koreografı olmayı başardı.

Emriye Musta, bayanlarda Türk güreşine ilk şampiyonluğu getiren milli sporcumuz. Babasını 12 yıl önce kaybeden 6 çocuklu dar gelirli ailenin çocuğu Emriye'yi, annesi tarlalarda çapa yaparak kazandığı yevmiye parası ile büyütmüş.

5 yaşında geçirdiği rahatsızlık nedeniyle damar ve sinirlerin işlevini yitirmesi sonucu sağ ayağının tutmayan Ahmet Topaloğlu, tedavi için gittiği Almanya’da tezgahtar olarak başladığı iş yaşamına, şimdi 20’ye yakın Alman şirketinin   mali danışmanlığını yapıyor.

Bir başarı hikayesi de Hakkari’den. Hakkari’nin Geçitli Köyü’nden Muhammed Cemal Demir,  bir zamanlar köyde ot toplayıp, çobanlık yapanken şimdi Bahçeşehir Üniversitesi Elektrik Elektronik Mühendisliği’nde okuyor.

Çalışma hayatının her alanından, bu örnekleri çoğaltmak mümkün.

Sizce, tüm bu başarılara “tesadüf” deyip geçebilir miyiz?

Hayatlarında hep ileri giden insanlar ile hep yerinde sayan insanlar arasındaki en temel farkı biliyor musunuz?

O fark; hayalleridir. Hayallerinin peşinden gidenler, kalbinin sesine kulak verenler ancak başarı merdivenlerini çıkabiliyorlar.

Size önerim: Oturduğunuz yerde arkanıza yaslanın; gözünüzü kapatıp, iç dünyanızda bir yolculuk yapın ve yaşamınızı bir filim şeridi gibi gözünüzün önünden geçirin.

Doğumdan ölüme hayat uzun bir maraton; iş yaşamında, aile ilişkilerinde, eğitimde, sosyal gelişimde bu koşunun neresinde siniz?

Bulunduğunuz yer yeterli mi?  Yoksa  “alınacak daha çok yolum var” diye mi düşünüyor sunuz?

 “Alınacak daha çok yolum var” diyenler de, bulunduğu konumdan daha iyi bir duruma geçmek isteyenlere de aynı şeyi yapmalarını öneririm.

İmkansız, olamayacak ve konumu itibariyle gerçekleşmesi imkansız hayaller yerine, daha gerçekçi, daha ulaşılabilir hedefler belirleyin kendinize.

Amaç, hedef ve stratejilerinizi ortaya koyarak, sizi hedefe götürecek rotayı belirleyin ve tabi ki inanın. İnanmak, başarmanın yarısıdır ve denemeden neler yapabileceğinizi bilemezsiniz.

Çıkan binbir zorluğa göğüs geren, yol üzerindeki engellere rağmen yılmayan ve dipten zirveye, yenilgiden başarıya giden yolların sonudur başarı.

Mutlu, huzurlu, başarılı ve sağlıklı bir yaşamı arzulayan herkes için; ‘Bugün Günlerden Yarın’

 

 

 

 

Mahmut ERDEMİR