Mahmut ERDEMİR

"Altın Dede"

Konuşmacı olarak katıldığım kişisel gelişim seminerlerinde, başarılı insanların hayatlarından örnekler de veriyorum. Yaşanmış ya da yaşanması muhtemel bu hikayeler, insanların başarmak için nelere katlandıklarını ve  hangi olaylardan etkilendiklerini anlatıyor.

 

Olayın kahramanlarını yakından tanıdığım bu başarı hikayesini umarım sizler de beğenirsiniz.

Kırıkkale’nin Çelebi ilçesinde oturan 72 yaşındaki İsmail Dede torunlarının okullarındaki başarısını artırmak için ilginç bir yöntem buldu.

 

Makine Kimya Endüstrisi’nde işçi olarak çalıştığı yıllarda, on çocuğunu da imkanlar dahilinde okutmuş, hepsini iş güç sahibi yapmıştı. Ama şimdi de torunlar vardı, hem de yirmi yedi tane.

Çeşitli illerde ilköğretim ve lise eğitimi gören torunlarının vatana, millete hayırlı birer evlat olarak yetişmeleri en büyük hayaliydi İsmail Dede'nin. Bunun yolu da eğitimden geçiyordu.

Bir emekli maaşı ile ne yapabilirim diye düşündü. Televizyonlardan izlediği yarışma programlarından esinlenerek aklına ilginç bir fikir geldi.

 

Okullar yeni açılmıştı, bir akşam oturdu ve tek tek 10 çocuğunu da telefonla arayarak, okullarında başarılı olacak torunlarını “altın”la ödüllendireceğini söyledi.

 

Ankara, İstanbul ve Kırıkkale’de ikamet eden çocuklarını bir arada, "baba ocağı” nda görmeyi arzulayan İsmail Dede, çocuklarına ödül için iki de şart koştu.

 

Birinci şart, başarı belgelenecek, ikincisi de her torun belgesini mutlaka kendisi getirecekti.

Hayatın yükü omuzlarına çok erken yaşta binen, yaşadığı dönemde eğitim görme imkanı olmayan, ilkokulu dışarıdan girdiği sınavla vererek diploma alan İsmail Dede; evdeki huzurun, işteki başarının, toplumdaki barış ve millete hizmet etmenin yolunun okumaktan geçtiğine inanıyordu. Hep bunu söylüyordu.

 

Okullar tatil olup da öğrenciler karnelerini aldığında, Dede'nin torunları arasındaki heyecan görülmeye değerdi.

 

Her torun, en güzel  kıyafetlerini giyip ellerinde karneleri, yanlarında anne-baba, kardeşleri ile birlikte, Çelebi’nin yolunu tuttu.

 

İsmail Dede ve eşi Saniye Nine torunlarından daha heyecanlıydılar. Nasıl heyecanlı olmasınlar ki çeşitli illerde yaşayan çocuklarını, torunlarını hep bir arada görecekler, hasret gidereceklerdi.

Misafirler gelmeden bahçede çardak kurulmuştu bile. Masalar, sandalyeler hazırdı; yiyecekler günler öncesinden alınmıştı.

 

Gelmeyen kalmamış, ev bir anda bayram yerine dönmüştü.

 

Baba ocağının ekmeğini, suyunu, havasını, kokusunu özleyen çocuklar adeta bir sevgi yumağı oluşturuyordu.

 

Bahçede yemekler yendi, bol bol hasret giderildi.

 

Sıra geldi ödül törenine.

 

Torunlar sıraya girdi, ellerinde karne ve başarı belgeleri… İsmail Dede, takdir alanlara "altın" taktı. Teşekkür alanları ise para ile ödüllendirdi. Başarı belgesi almadan sınıf geçenlere de daha az para ödülü vardı

.

Törende konuşan İsmail Dede, çocuklarına bir de vasiyette bulundu: “Ben hayatta olduğum sürece bu ödüller devam edecek, benden sonra da geleneği siz sürdürün.”

 

Sonra beş yıl daha törenler devam etti. Böyle bir ödülün verileceğini bilen torunlar daha çok motive oldular, daha çok ders çalıştılar. Bir yarış vardı ve kimse bu yarıştan geri kalmak istemiyordu.

Her tören ayrı bir güzellikle şenleniyordu. Çocuklar, kendi aralarında amatör bir tiyatro grubu oluşturuyor, oyunlar oynanıyor, şiirler okunuyor, yarışmalar yapılıyordu. Yarışmalara büyükler de dahil ediliyor, eğlence olarak başlayan etkinlikler adeta bir bilgi yarışmasına dönüşüyordu.

Akrabaların, komşuların da katılımı ile tören şölene dönüşüyordu. Etkinlikler, ulusal gazetelerde haber olarak yer alıyor, televizyonların anahaber bültenlerine konu oluyordu.

 

Torunların okuldaki başarıları artık dikkat çekiyordu. Sınıf  ve okul birincileri vardı. Öğretmenleri bile çocukların bu istek ve şevkleri karşısında hayrete düşüyordu.

 

Yıl 2009… 29 Mart Pazar

 

İsmail Dede, torunların deyimi ile “ALTIN DEDE”, bir kalp krizi sonucu hayata veda etti.

Bir ömür mücadele verdiği hayata, güzel ve iyi işler yaparak veda etti.

Olayın diğer kahramanları, torunlara gelince;

 

Sinan, Gazi Üniversitesi  İktisadi ve İdare Bilimler Fakültesi İşletme Bölümünden mezun oldu, bir kamu kurumunda memur olarak görev yapıyor.

 

Fatih, Kırıkkale Üniversitesi ve Anadolu Üniversitesinden mezun oldu, polis memuru,

Eda, Konya Üniversitesi İlahiyat Fakültesini bitirdi, Erciş’te öğretmen olarak görev yapıyor.

Ali, Hacettepe Üniversitesi İnşaat Teknikerliğini okudu, kendi işini kurdu,

Aziz, Kırıkkale’de mobilya üretim alanında çalışıyor.

Atilla, İstanbul Üniversitesi İletişim Fakültesinde Gazetecilik

Alpaslan, Kırıkkale Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde İktisat,

Ayşe, Selçuk Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde İşletme,

Esra, Mehmet Akif Ersoy Üniversitesinde Halkla İlişkiler ve Tanıtım,

Ebru, Mimar Sinan Üniv. Güzel Sanatlar Fak. Grafik Tasarım,

Hüseyin, Çankırı Karatekin Üniversitesi Meslek Yüksek Okulunda Muhasebe,

Semih, Eskişehir Anadolu Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesinde İktisat,

Merve, Tokat Gaziosmanpaşa Üniversitesi Eğitim Fakültesinde Sınıf Öğretmenliği,

İsmail, Deniz Harp Okulunda,

Kübra,  Selçuk Üniversitesi Tıp Fakültesinde okuyorlar.

 

Bu arada, üç torun üniversite sınavlarına hazırlanıyor, deneme sınavlarında oldukça başarılılar. Daha küçük yaşta olanlar ise orta ve lise öğrenimlerini büyük bir başarı ile sürdürüyor.

 

İsmail Dede’nin hayali, umudu gerçek oldu; Türkiye’nin dört bir yanına dağılmış torunların kimi çalışma hayatında kimi okullarında başarı merdivenlerini emin adımlarla çıkmaya devam ediyor.

 

Not: Altın Dede, bu satırların sahibinin babasıdır. Babama Allah'tan rahmet, çocuklarıma ve yeğenlerime muvaffakiyetler diliyorum. M.E

Mahmut ERDEMİR