Mahmut ERDEMİR

"Göynüm hep seni arıyor neredesin sen..."

Anadolu insanının iç dünyasını, geleneğini, tarihini, kültürünü nesilden nesile aktarma aracıdır türkülerimiz. Kundaktayken annelerimizin ninnilerine konu olup hayatımıza giren, sevinç ve kederlerimizde bize yol arkadaşlığı yapan türkülerimiz…

İnsanımızın özlemini, dileğini, sevdasını, gurbet acısını işte bu  türkülerle dile getiren, büyük saz ve söz ustası; Türk halk müziği bestecisi, söz yazarı ve yorumcusu Neşet Ertaş yok artık.

O’nu, rahmetli babamın dostu, arkadaşı Muarrem Ertaş’ın oğlu olarak tanıdım ilk kez.

Baba-oğul Ertaş’ların Orta Anadolu geleneksel halk müziğinden geniş bir repertuvarları vardı. Sünnet ve düğün törenlerinde, bozlakların yanı sıra halay türünün de örneklerini çalıp söyleyerek insanlarımızın saygısını kazanmışlardı.

Babasının vefandan sonra da Neşet Ertaş bildiği işi yaptı. Sesi, mütevazi duruşu ve her şeyden önce insana verdiği değerle, Anadolu insanıyla gönülden gönüle bir köprü kurdu.

Doğrusu, bu satırları yazarken Neşet Ertaş’ı sizlere anlatma çabası değil yapmaya çalıştığım.

Şaşadan ve gösterişten uzak; kendi özünü ve hissettiklerini saza, söze döken tüm bunları yaparken; yokluk, yoksulluk ve acılarla dolu hayatını magazin malzemesi yapmayacak kadar gururlu bir insana duyduğum hayranlıktır benimkisi.

Her şeyin sahtesinin popüler olduğu, iki uyduruk şarkı-türkü ile televizyon ekranlarında boy gösterenlerin dünyası ona göre hiç olmadı. Ömrü boyunca, ne eşi ve çocuklarını ne de sanatını dedi-kodu malzemesi yapmadı, yaptırmadı kimseye.

Sevincini, aşkını, gurbet acısını, isyanını, özlemini; içimizi titreten türkü ve bozlaklarını şöhret, makam kaygısı taşımadan  dile getirdi. Ki o türküler Kırşehir’i Türkiye’yi de aşarak dünyaya ulaştı, dillerde, gönüllerde yer tuttu.

Bugün ve yarın yürekleri hep türkülerle birlikte atanlar için Neşet Ertaş  ve eserleri artık Anadolu’nun yanık bir sesi olarak hafızamızda ve dilimizde kalacak.

Tüm bunlar bir gerçek, ama gerçek olan bir şey daha var.  Acem Kızı’nı, Zahidem'i, Yalan Dünya'yı, Mühür Gözlüm’ü bir daha hiç kimse onun gibi içten ve gönülden söyleyemeyecek.

Neşet Ertaş’ın vefatıyla şunu bir kez daha anladım; nerede ne işi yapıyorsan yap, hangi makam ve mevkide bulunursan bulun, yüreğini hesapsız-kitapsız ortaya koyacaksın.

Bu ülkenin değerlerini; ruhunda, beyninde, fikrinde, aklında, mantığında hissetmeden, yaptığın işine yansıtmadan adam olunmuyor.

Kısacası, hasretiyle, özlemiyle, yüreğindeki yangınıyla, kara sevdasıyla, insanlığıyla, Leyla'dan Mevlaya bir garibin gönül yolculuğunun adıdır Neşet Ertaş.

Biz kendisini çok sevdik, ondan razı olduk; umarım Allah’ta o’nu sever, cennetiyle mükafatlandırır. Neşet Ertaş'a Allah'tan rahmet; ailesine, milletimize, sevenlerine ve sanat dünyamıza başsağlığı diliyorum.

Mahmut ERDEMİR